17. Sayı

17. Sayı

Mart 2018

1980 SONRASI TÜRK ROMANINDA ÖNE ÇIKAN TİPLER

Gizem Akyol

ÖZ: Bu yazıda 1980 sonrası toplumsal değişim ve dönüşümlere paralel olarak sokakta kendilerine alan açan insan tiplerinin Türk romanındaki karşılıkları ele alınmıştır. Alternatif kimliklerin romanlarda yer alması o zamana kadar ötekileştirilmiş olan tiplerin edebiyatta temsil niteliği kazanması anlamındadır. Romanlarda öne çıkan eşcinsel, yeraltı, yabancı ve asi tipler birey olma özelliklerini korurken geniş bağlamlara da sahiptirler. Her biri toplumsal koşullar, dayatmalar neticesinde ortaya çıkan söz konusu tiplerin, bu özellikleriyle yeni zamanların kültüründen izler taşıdığı düşünülebilir.

Anahtar Kelimeler: Roman, Türk romanı, tip.

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL’DE HAREKET:

TRENLER VE DANS EDEN BEDENLER

Fatih Altuğ

ÖZ: Bu makalede, Halit Ziya Uşaklıgil’in metinlerinde trenlerin ve dans eden bedenlerin temsil tarzlarını inceleyerek hareketin nasıl edebileştirildiğini çözümlemek amaçlanmaktadır. Makalenin temel çerçevesi Wolfgang Schivelbusch, Tom Gunning ve Gilles Deleuze’ün yaklaşımları üzerinden kurulmaktadır. Yazarın Bir Ölünün Defteri, “Şadan’ın Gevezelikleri”, “Mösyö Kanguru”, “Yırtık Mendil” ve “Rakstan Avdet” metinlerine odaklanarak on dokuzuncu yüzyılın icadı tren ve dönemin küreselleşen ve popülerleşen etkinliği dansın edebiyata nasıl aktarıldığı tartışılmıştır. Halit Ziya Uşaklıgil’in metinleri dolayımıyla tren ve dans deneyimlerinin bedende ürettiği yeni duyu, algı ve duygular takip edilebiliyor. Her iki deneyim için dalga, akış, deniz gibi mecazlar sıklıkla kullanılırken öznelerin hissettikleri hayranlık, şaşkınlık, dehşet ve şok duyguları da bu metinlerde kaydedilmektedir. Dans, daha çok sınır ihlallerine dayalı yaratıcı hareketleri doğururken, trenin hareketleri yeni görme biçimleri ya da duyusal rahatsızlıklar üretebilmektedir. Ancak her iki hareket de dünyayı temaşa edilecek bir yer olarak kurmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Halit Ziya Uşaklıgil, hareket, tren, dans, beden, temaşa, şok.

AHMET MİTHAT’IN KURMACA YAZARLIĞI ÜZERİNE

MUHTELİF NOTLAR: KARNAVAL ROMANI ÖRNEĞİ

Ahmet Duran Arslan

ÖZ: Tanzimat dönemi romancıları denince akla gelen ilk isimlerden biri muhakkak ki Ahmet Mithat’tır. Sanatta “sosyal fayda” prensibini gözeterek roman türünü geniş halk kitlelerinin eğitilmesi için işlevsel bir araç olarak kullanan yazar, sahip olduğu bu pragmatik/pedagojik endişeyle “hâce-i evvel” kimliğini kazanmıştır. Yazar, sade bir dille kaleme aldığı romanlarında meddah ve tahkiye geleneğini sürdürmekle birlikte, içinde bulunduğu dönemin hâkim sorunsalı olan Batılılaşmanın etkisiyle bazı modern anlatım tekniklerini de denemiştir. Sanatçının Henüz On Yedi Yaşında ile birlikle 1881’de yayımlanan iki romanından biri olan Karnaval da, bu bağlamda dikkat çekici metinlerden biridir. Metin, kurmacanın işlevsel bir bileşeni olarak tasarlanan “Mukaddime” bölümü ve bu bölümde başlayıp anlatının geneline yayılan özgün “anlatıcı-muhatap ilişkisi”ne dair sunduğu bilgilerle ön plana çıkar. Romanda, yazarın yazma edimi süresince titizlikle yaklaştığı iki mesele olan “gerçeklik arayışı” ve “edep kaygısı” ile ilgili de kayda değer bilgiler vardır. Ayrıca, sanatçının –Doğu ve Batı’yı temsil eden iki karşıt tip üzerinden sunulan– Batılılaşma ile ilgili düşünceleri de dikkate değer noktalar arasındadır. Çalışmada, yazarın genel anlamda kurmaca yazarlığı hakkında önemli bilgiler sunan bu romanı, bahsi geçen konular çerçevesinde ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Tanzimat romanı, Ahmet Mithat, Karnaval, roman analizi, kurmaca.

AHMET HAŞİM’DE ÇEVRECİ DUYARLILIK

VE ANTROPOMORFİK ALGILAMA

Şerife Çağın

ÖZ: Türk edebiyatında çevre problemi, özellikle 1950’lerden sonra Sait Faik’in hikâyeleriyle gündeme gelerek günümüzde en çok ele alınan konulardan biri hâline gelmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarına rastlayan 1922-1933 tarihleri arasında Ahmet Haşim, hayvan ve bitkiler başta olmak üzere doğadaki varlıkların; insanların hizmetine sunulmak için yaratılmadığını iddia etmiş ve onlara, özel bir duyarlılıkla yaklaşmıştır. İronik bir anlatımla, insanların hamakatini, boş gururunu eleştirdiği bir kısım yazısında hayvanların, zekâlarını kullanıp insanları nasıl alt ettiklerini anlatmıştır. Bazı yazılarında ise keskinleştirdiği hiciv üslubunu; kendi zevkleri için hayvan ve bitkilere acımasız davranan ve uygun olmayan muamelelerde bulunan insanlara yöneltmiştir. Haşim’in nesirlerinde görülen çevreci tavrı, farklı bir şekilde şiirlerinde de karşımıza çıkmaktadır. Canlı, cansız varlıklara insanî özellikler yükleyen antropomorfik algılama ile ay, güneş, yıldız, rüzgâr, su, kuş, çiçek, böcek vb. tabiat unsurları; hâlden anlamak, üzülmek, hayal kurmak gibi vasıflarla bambaşka bir mahiyet kazanmışlardır.

Anahtar Kelimeler: Ahmet Haşim, çevrecilik, hayvanlar ve bitkiler, Maurice Maeterlinck, antropomorfizm.

HÜSEYİN SUAT YALÇIN’IN “GÂVE DESTANI”

Asuman Gürman Şahin

ÖZ: Tanzimat edebiyatında politik, sosyal, kültürel vb. gibi konuların işlenmesinde en etkili araçlardan biri hâlini alan mizah, Servet-i Fünun döneminde II. Abdülhamit’in baskıcı rejimi sonucu arka planda kalmıştır. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte sona eren sansür baskısının hemen ardından mizahî türde gazete ve dergilerin yanı sıra mizahî eserler de kaleme alınmaya başlamıştır. Servet-i Fünun dönemi şairlerinden Hüseyin Suat Yalçın da 1908’den sonra siyasî, sosyal ve şahıslara yönelik konularda yazmaya başladığı mizahî şiirlerini Gâve Destanı adlı eserinde toplamıştır.

Bu çalışmadaki amaç, Hüseyin Suat Yalçın’ın eserini içerik bağlamında inceleyerek, dönemin mizah kültürüne hangi yönleriyle katkı sağladığını tespit etmektir.

Anahtar Kelimeler: Hüseyin Suat Yalçın, mizah, şiir, içerik.

“YEŞİL PERİ GECESİ” ROMANINDA NİHİLİZM ETKİSİ

Berna Akyüz Sizgen

ÖZ: Nihilizm, on dokuzuncu ve yirminci yüzyılların felsefî zemininde etkili olmuş, Alman düşünür Nietzsche (1844-1900) ile özdeş biçimde algılanan ancak geçmişi çok daha eski zamanlara dayandırılabilecek bir düşünce çizgisidir.

Türk diline “hiçlik teorisi” olarak aktarılan nihilizm, bireyin inandığı değerlerin değersizliğini fark etmesine bağlı olarak ortaya çıkar ve özellikle bu fark edişten sonraki aşamalara odaklanır. Böylelikle nihilizmin semptomları olarak değerlendirilebilecek ve özellikle edebî eserlerde daha yoğun biçimde sergilenebilecek umutsuzluk, inançsızlık, yoğun keder, ahlâkî bozulma gibi durumlar belirginleşir.

Günümüz Türk romanının önemli isimlerinden olan Ayfer Tunç (1964- ), Yeşil Peri Gecesi adlı romanında çürümeyi anlattığını ifade eder. Yazarın çürüme olarak nitelediği ve romanın ağırlık noktasını oluşturan değerler yitimi ya da inanılagelen değerlerin gerçekteki değersizliği romanda nihilist bir yaklaşımdan söz edilmesini mümkün kılar.

Çalışma nihilizmin temel argümanlarının ortaya konulmasıyla başlayacaktır. Ardından Yeşil Peri Gecesi romanı bu argümanlar ekseninde ayrıntılı olarak değerlendirilecek ve ulaşılan tespitler öz biçimde ortaya konulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Nihilizm, özyıkım, antinihilizm, Ayfer Tunç, Yeşil Peri Gecesi.

Yorum Kapalıdır.