19. Sayı

19. Sayı

Nisan 2019

İNCELEME-ARAŞTIRMA

TEKİNSİZ OLANIN ÇEKİCİLİĞİ:

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA SUYUN ÖTEKİ YÜZÜ

Hazel Melek Akdik

ÖZ: Servet-i Fünun edebiyatı, getirdiği ortak tabiat görüşü ile modern öznenin hayal kurma ve kendini gerçekleştirme problemini anlamlandırmak açısından Türk edebiyatında yenilikçi bir rol üstlenmiştir. Bu dönem hayal-hakikat çatışması, toplumdan kaçış, intihar ve hastalık gibi edebiyatta sıklıkla rastlanan temalar tabiat unsurları ile ilişkilendirilmiştir. Dönem yazarlarının eserlerinde kurguladıkları doğa imgelerinde karamsar bir psikolojinin yansımaları belirgin olmakla birlikte bir yenilik olarak tekinsizlik kavramı dikkat çekmektedir. Bu çerçevede su unsuru özel bir çağrışım alanına sahiptir. Servet-i Fünun’da su imgeleri sadece öznenin iç dünyasındaki kırılmaları yansıtmakla sınırlı edilgen bir yapı göstermemektedir. Görme ve görülme fiillerinin ön planda olduğu bu dönem edebiyatında su, hem seyredilen hem seyreden olarak konumlanmaktadır. Suyun seyri, suyla karşılaşan öznenin bastırmış olduğu kaygı, korku, yasak arzular gibi duygu durumları yaratarak saklı olanın açığa çıktığı tekinsiz bir deneyime dönüşmektedir. Melankolinin yoğun bir biçimde yaşandığı bu dönem eserlerinde deniz, göl, akarsu unsurlarının ölüm arzusu ile temellendirilmesi söz konusudur. Bu bakımdan su ögesi, bireye eksikliğini ve arada kalmışlığını hatırlatan melankolik bir imgelem kaynağı hâline gelmektedir. Dolayısıyla suyun, bu dönem edebiyatındaki varoluşsal krizi görünür kılmakla birlikte derinleştiren bir bölünmüşlük imgesi olarak işlevselleştiği anlaşılmaktadır.

Çalışma kapsamında başta Halit Ziya ve Tevfik Fikret olmak üzere Servet-i Fünun yazarlarından Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Cenap Şahabettin ve Süleyman Nesip’in eserlerinde geçen tekinsiz su imgelerine değinilerek tekrar eden benzer anlatımlar üzerinde durulmaktadır. Tekinsizleşen su imgelerinde bir alt metin olarak mitolojik anlatılarla kurulan bağlantılara dikkat çekilmektedir. Bu noktada ayrıca suyun dişil bir unsur olarak tekinsizleştiğinin altı çizilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Servet-i Fünun, Halit Ziya, Tevfik Fikret, tabiat, su, tekinsiz, dişil, mitoloji.

SERBEST MÜSTEZAT / SERBEST ŞİİR

Fazıl Gökçek

ÖZ: Serbest müstezat nazım şeklinin Servet-i Fünun döneminde Divan şiirindeki müstezat nazım şeklinin değiştirilmesiyle ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Bu yeni şekil, Servet-i Fünun şairleri ve II. Meşrutiyet döneminde özellikle Ahmet Haşim’in elinde şiirde şekil serbestliğine giden yolu açmıştır. Edebiyat tarihlerinde ve ders kitaplarında serbest müstezat ile serbest şiire birbirinden farklı şekiller olarak yer verilmekle birlikte esasında aralarında bir fark yoktur. Serbest müstezat olarak adlandırılan yeni nazım şekli, esasında Cumhuriyet döneminde serbest şiir olarak adlandırılan ve aruz veya hece geleneğine uymayan yeni şiirin başlangıcıdır. Bu makale bu iddiayı temellendirmek amacıyla kaleme alınmıştır.

Anahtar Kelimeler: müstezat, serbest müstezat, serbest şiir.

REFİK HALİT KARAY’IN “MEMLEKET HİKÂYELERİ”NDE TAŞRA

Ramazan Övüt

ÖZ: Refik Halit Karay (1885-1965), “taşra”yı Türk edebiyatında en iyi işleyen yazarların başında gelir. Sürgün yıllarında (1913-1918) Anadolu’ya gelen yazar, taşrayı gözlemleme imkânını yakalamış ve Memleket Hikâyeleri’nde beslendiği zengin bir kaynak olarak değerlendirmiştir. Memleket Hikâyeleri’nde taşranın renksiz kısır ve yoksul yüzünün yanında entrikanın, eğlencenin ve çürümenin olduğu diğer yüzü de işlenmiştir. Bu makalede Memleket Hikâyeleri’ndeki taşrada mekân, zaman, ahlâk, din, din adamları, kadın ve bürokrasi başlıklarının nasıl ele alındığı incelenecektir.

Anahtar Kelimeler: Refik Halit, taşra, mekân ve zaman, ahlâk, din ve din adamları, kadın, bürokrasi.

NİHAD SÂMİ BANARLI’NIN KİTAPLAŞMAMIŞ BİR ROMANI:

“BİR GÜZELLİĞİN HİKÂYESİ”

Yakup Öztürk

ÖZ: Nihad Sâmi Banarlı, Türk edebiyatı çalışmalarında tarihçiliğiyle öne çıkmış önemli şahsiyetlerden biridir. Resimli Türk Edebiyatı Tarihi’nin yanı sıra M. Fuad Köprülü’nün Gustave Lanson ve Hippolyte Taine çizgisinde sürdürdüğü tarihçilik anlayışının bir devamı olarak sosyal meseleler, siyasetteki hareketlilik ve edebiyatın biçimlenmesini aynı çizgide gördüğü pek çok eseri bulunmaktadır. Yahya Kemal, Faruk Nafiz Çamlıbel gibi isimlerin bugün edebiyat dünyasındaki varlıklarında Banarlı’nın bu isimler etrafında ortaya koyduğu eserlerin önemli bir payı vardır. Banarlı, eğitimci, edebiyat tarihçisi kimliğinin yanında Türk edebiyatına roman ve tiyatro türünde eserlerle de katkı sağlamıştır. Bu makalede Banarlı’nın tek roman çalışması olan ve Hürriyet gazetesinde tefrika edildikten sonra kitaplaştırılmayan ya da kitaplarından herhangi birine dâhil edilmeyen Bir Güzelliğin Hikâyesi adlı küçük romanı, yazarının millî romantizm ve bu kavramı haber veren beyannâmesinden hareketle değerlendirilecektir. Nihad Sâmi Banarlı, romantizmin milliyetçi hususiyetlerinden yola çıkarak millî romantizm kavramını geliştirmiş, onu şahsî poetikası olarak görmüş ve beyannâme başlıklı manifestosunda da nasıl bir edebiyat ideali içerisinde olduğunu yazmıştır. Bir Güzelliğin Hikâyesi bu iki metinden hareketle değerlendirilecek ve tefrikanın tamamı ilk defa bu makale içerisinde edebi kamuya sunulacaktır.

Anahtar Kelimeler: “yukarılık” duygusu, “Beyannâme”, millî romantizm, “Bir Tepeden”.

LACANCI PSİKANALİZ KURAMININ EDEBİYATLA İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR İNCELEME

Cafer Şen

 “Benden önce şairler ve filozoflar zaten bilinçdışını keşfetmişti,

ben yalnızca bilinçdışının incelenmesini sağlayacak bilimsel yöntemi keşfettim.”

Sigmund Freud

ÖZ: Jacques Lacan, psikanaliz kuramını, bilinçdışı, dilbilim ve felsefe ilişkileri üzerine kurarken Joyce, Mallarme, ve Rimbaud gibi edebiyatçılara atıflar yapar. Hatta Edgar Allan Poe’nun “Çalınan Mektup” öyküsü üzerine psikanalitik bir inceleme yaparak kendi kuramına ait teoremlerinin bir kısmını edebi eser üzerinde göstermeye çalışırken aynı zamanda Freud’u da doğrulamış olur. Çünkü Freud, kendisinden önce şair ve filozofların bilinçdışını keşfettiğini, kendisinin ise yalnızca bilinçdışının incelenmesini sağlayacak bilimsel yöntemi bulduğunu dile getirir. Lacan, Freud’un aksine bilinçdışını ilksel ve içgüdüsel olarak kabul etmez. Lacan’a göre bilinçdışı her şeyden önce dilseldir. Bir dil gibi yapılanmıştır. Ancak açıklandığında, söze döküldüğünde kavranır. Lacancı psikanaliz kuramında yapısal dilbilim kuramında olduğu gibi dilin yapısal özellikleri olan gösteren, gösterilen ilişkisi merkezde yer alır. Lacan söze dökülen bilinçdışını yorumlamak veya anlamlandırmak için bir söylemdeki göstereni öne çıkarır. Bilinçdışını bir söylem olarak tanımlar: Bilinçdışı Öteki’nin söylemidir ifadesiyle bilinçdışına ait sözün özne üzerindeki etkilerinin görülebileceğine dikkat çeker. Bu noktada bilinçdışını gösterenin özne üzerindeki etkileri sonucu ortaya çıktığını savunur. Bu nedenle Lacan, gösterenin üzerine yoğunlaşır. Bunu yaparken de sık sık edebi eserdeki gösterenlere dikkat çeker. Bu nedenle günümüz edebi eleştirisinde Lacancı psikanaliz kuramı önemli söz sahibi olur. Bu yazıda Lacancı psikanaliz kuramı ile dil ve edebiyat ilişkisine dikkat çekilmekte yer yer edebi eserler Lacancı psikanaliz kuramına göre incelenmeye çalışılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Lacan ve edebiyat, lacan ve dil, Lacancı psikanaliz kuramı.

KIRKAĞAÇ’TA BİR ŞAİR: ALİ RAUF

Gülden Vicir

ÖZ: Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Memleket Şiiri adı verilen bir anlayış edebiyat dünyasına hakim olmuş ve büyük ölçüde Millî edebiyat döneminin Cumhuriyet dönemindeki devamı niteliğini korumuştur. Bu dönemde Millî edebiyattaki gibi millî kaynaklara, Anadolu insanına ve Anadolu coğrafyasına yönelinmiştir. 1928 yılı Memleket Şiiri’nin son dönemleri olsa da şiirlerini incelediğimiz Ali Rauf’un bu tarzda kaleme aldığı şiirlerinin var olduğu görülmektedir. Bununla birlikte derin ferdî şiirler yazan şairlerini etkileyen Ahmet Haşim’in temalarının da şair tarafından işlendiği görülmektedir. Aynı ikilik şairin kullandığı nazım şekillerinde de kendini göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: Ali Rauf, Memleket edebiyatı, Kırkağaç, şiir.

BELGELER

MATBUAT HAYATIMIZDAN BİR SAYFA

Ömer Özcan

KİTAPLAR

TEKÂMÜL-İ TENKİT YAZILARI

Cenan Arıkan

[Mehmet Rauf, Tekâmül-i Tenkit Yazıları, haz. Halef Nas, İstanbul: Kriter Yayınevi, 2019, 108 s.]

ELEŞTİRİ TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

Şerife Çağın

[Ö. Faruk Huyugüzel, Eleştiri Terimleri Sözlüğü, İstanbul: Dergâh Yayınları, 2018, 604 s.]

MAKBULE LEMAN HAKKINDA BİR İNCELEME

Merve Özdemir

[Sema Uğurcan, Ma’kes-i Hayal ve Diğer Yazıları, İstanbul: Dergâh Yayınları, 2019, 328 s.]

Yorum Kapalıdır.