7. Sayı

7. Sayı

Nisan 2013

AHMET MİTHAT EFENDİ: YAZARIN YAŞAMA GÜCÜ1

İnci Enginün

Tanzimat döneminde gazeteleri ve kitaplarıyla halkı aydınlatmayı görev edinen yazar, döneminde de ününü Servet-i Fünun edebiyatçılarının şiddetli eleştirileriyle kaybetmeye başlamıştı. Tanpınar, kültürümüzde meddah geleneğinin bitmesiyle onun unutulacağını söylese de, yeniden canlanan popüler kültürün canlanması, hangi konuyu işleseler, başlangıçta Ahmet Mithat’a rastlamaları, hatta yeni okuma yöntemlerinin işaret ettiği yapı özelliklerini bulmaları, ona ilgiyi arttırmıştır. Ölümünden 100 yıl sonra, onun halkı aydınlatma çabalarının boyutları yapılmakta olan araştırmalarla daha iyi ortaya çıkmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat, meddah geleneği, popüler edebiyat, çeviri, eğitim.

AHMET MİDHAT EFENDİ VE BATILILAŞMA

Abdullah Uçman

Osmanlı İmparatorluğu’nda Lâle Devri’nden (1718-1730) itibaren başlayan Batılılaşma sürecinde Batılılaşmanın nasıl olması gerektiği konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Özellikle Tanzimat’ın ilânından sonra bu mesele üzerinde Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi gibi devrin diğer aydınlarıyla birlikte Ahmet Midhat Efendi de kafa yormuş ve bazı tekliflerde bulunmuştur. Onun, özellikle 1889 yılında Stockholm’de toplanan Şarkiyatçılar Kongresi dolayısıyla bazı Avrupa ülkelerinde yapmış olduğu seyahatlerden sonra kaleme aldığı “Avrupa Âdâb-ı Muâşereti yahut Alafranga” adlı eseri başta olmak üzere çeşitli romanlarında bu konuda değişik görüşleri bulunmaktadır. Burada Ahmet Midhat Efendi’nin Batılılaşma üzerine ileri sürdüğü görüş ve teklifleri ele alınmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Ahmet Midhat Efendi, Hâce-i Evvel, Batılılaşma, alafrangalık, hasta adam, meşrutiyet, para, iktisat, israf, Şarkiyatçılar Kongresi.

BİR TOPLUM MÜHENDİSİ OLARAK AHMET MİTHAT EFENDİ

Emel Kefeli

Bir mühendisin modern teknolojinin yenilikleriyle geliştirilmiş sağlam bir teknik bilgi ile yapıyı inşa etmesi gibi sanatçı da fikirleri, duygu ve düşünceleri, estetik yaklaşımı ile eserleri aracılığıyla toplumu şekillendirme görevini üstlenir. Toplum mühendisliği olarak adlandırabileceğimiz görevi çerçevesinde sanatçı/yazar da gerçekleştirilmek istenen değişimle ilgili modeller önerir, toplumdaki fikrî altyapıyı hazırlar. Bu yazıda eserlerinde evlilik, kadın, eğitim, ekonomi, kimlik gibi toplumun bazı temel meselelerini işleyen Ahmet Mithat Efendi’nin yazar-toplum ilişkisinden hareketle “toplum mühendisliği” yönü üzerinde durulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat Efendi, Doğu-Batı, eleştiri, toplum, kadın, ekonomi, kimlik.

DÖNEMLERE GÖRE DEĞİŞEN ALGILAR KARŞISINDA
AHMET MİTHAT EFENDİ’NİN ROMANCILIĞI1

Yılmaz Daşcıoğlu

         Türk edebiyatında roman türünün görünmesi modernleşme sürecinin çerçevesinde gelişmiştir. Bu yüzden 19. yüzyıl romanları Batılı modelin eksiksiz izlenmesi gerektiği inancıyla değerlendirilmiş; bu bağlamda dönemin en çok yazan romancısı Ahmet Mithat Efendi’nin romancılığı değersiz görülmüştür. Oysa son dönemde modernizmin her yerde tekil ve kusursuz bir model olarak izlenmesinin mümkün olup olamayacağı tartışmaları yeni bir fark ediş ortaya çıkarmıştır. Bu çerçevede bakıldığında Mithat Efendi’nin özellikle geleneksel anlatıların kimi ögelerini yoğun biçimde kullanması da yabancı form – yerli içerik – yerli söylem formülasyonu bakımından değerlendirilebilir nitelik taşımaktadır.
Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat Efendi, modernleşme, roman, anlatı tekniği.

YAZARIYLA KAHRAMANINI BULUŞTURAN BİR ROMAN:
SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ
Osman Gündüz

Sanatçı ne kadar kendisini eserinden uzaklaştırmaya çalışırsa çalışsın yine de kişiliğine ve yaşam öyküsüne özgü bazı hususları eserinden takip etmek, yazara yönelik eser incelemesinin önemli unsurlarından birini oluşturmaktadır. Kişiliğini ve yaşam öyküsünü eserlerine yansıtan yazarlardan biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Nitekim günümüze gelinceye kadar Tanpınar ve eserleri hakkında görüş bildiren başta Mehmet Kaplan olmak üzere pek çok araştırmacı, onun yaşam öyküsü ile eserleri arasında yakın bir ilişki olduğunu iddia ettiler. Buna göre Huzur romanının kahramanlarından Mümtaz, düşünceleri ve kişiliği bakımından Tanpınar’ı; öteki kahramanları ise yazarın akademik çevresini sembolize etmektedir. Ne ki bu eleştirmenlerin dikkati Günlükler’in yayımlanmasından sonra Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı üzerine odaklaştı. Kaldı ki Günlükler’de karşımıza çıkan Tanpınar portresi ile Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının asli kişisi Hayri İrdal karşılaştırıldığında yaşam öyküleri, aile çevreleri, kişilikleri ve düşünceleri bakımından pek çok ortak noktanın olduğu görülecektir. Bu yazı, söz konusu romanda yazarın kimliğini ve düşüncelerinin izlerini sürmeye çalışacaktır.
Anahtar Kelimeler: Tanpınar, Tanpınar’ın Günlükleri, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Yahya Kemal.

AZERBAYCANLI BİLİM ADAMI FERHAD AĞAZADE’NİN
EDEBİYYAT MECMÜESİ ADLI ESERİNDE YENİ TÜRK EDEBİYATI

Hüseyn Heşimli

Azerbaycanlı yazar ve eğitimci Ferhad Ağazade birçok çalışması yanında 1912 yılında Edebiyyat Mecmuesi adlı bir ders kitabı yayımlamıştır. Eserin bir bölümü Türkiye’de gelişen Tanzimat sonrası Türk Edebiyatı’na ayrılmış ve Namık Kemal, Ziya Paşa, Muallim Naci, Şemsettin Sami, Recaizade Mahmut Ekrem, Samipaşazade Sezai, Abdülhak Hamid, Ahmet Midhat, Halit Ziya, İsmail Safa, Tevfik Fikret, Hüseyin Cahit, Rıza Tevfik, Abdullah Cevdet ve Mehmet Emin Yurdakul gibi isimlere yer verilmiştir. Kitapta bu isimler hakkında eserlerinden alınmış bazı örneklerle birlikte, onların hayatı ve sanatı hakkında bilgi verilmiştir. Bu yazıda, hem Edebiyyat Mecmuesi tanıtılmış, hem de bu eser etrafında Azerbaycan ve Türkiye edebî ilişkilerinin gelişmesi incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, Azerî Edebiyatı, eğitim, karşılaştırmalı edebiyat.

İKİNCİ YENİ ŞİİRİ VE MİTOLOJİ

Ertan Örgen

Modern Türk şiirinde kaynak olarak mitlerin ve mitolojik kahramanların ne kadar yer tuttuğu ve hangi anlamda şiir sanatında karşılık bulduğu meselesini tartıştığımız bu yazıda Türk şiirinin modernlikle geniş buluşması sayabileceğimiz İkinci Yeni şairlerinin metinleri dikkate alınmıştır. İkinci Yeni ve mitoloji ilgisi daha çok, Tanzimat ve Cumhuriyet dönemlerinde başlayan ve gelişen Yunan mitolojisi etrafındadır. Mitlere dair göndermeler, bu şiirlerde modernliğe bağlı şair-öznenin yalın olma, ilke sığınma aracı şeklindedir. Doğallıkla her şairin farklı bir mitolojik yaklaşımı olmakla birlikte Yunan mitolojisi baskınlık taşımaktadır.
Anahtar Kelimeler: İkinci Yeni, Mitoloji, Modern Şiir ve Mit.

ULUSAL KİMLİĞİN İNŞASI SÜRECİNDE
TÜRK ROMANINDA “KÖTÜ YOL” İMAJI OLARAK SİNEMA

Gizem Akyol

Cumhuriyet’in ilk yıllarında sinema, yalnızca bir eğlence olarak değil, eğitici ve öğretici niteliği de bulunan bir terbiye vasıtası biçiminde değerlendirilmiştir. Bu dönem, İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e, yeni toplumsal düzenin yerleştirilmeye çalışıldığı ve aynı zamanda yeni bir kimlik inşasının söz konusu olduğu bir dönemdir. Sinemanın, toplumun ahlâkî yapısını olumsuz etkilediğini düşünen bazı yazarlar, Cumhuriyet Batılılaşmasıyla birlikte düşündükleri bu konunun, toplum tarafından algılanış biçimini eleştirmişler ve dolayısıyla Cumhuriyet Batılılaşmasının yanlış yorumlanışına işaret etmişlerdir.
Anahtar Kelimeler: Kadın, roman, sinema.

AHMET HAMDİ TANPINAR’IN YUNUS EMRE ÜZERİNE
GÖRÜŞ VE DEĞERLENDİRMELERİ

Cafer Gariper

Şair, hikâye, deneme, roman yazarı kimliğinin yanında edebiyat tarihçisi ve araştırmacısı kimliğine de sahip olan Ahmet Hamdi Tanpınar, çalışmalarını modern Türk edebiyatı üzerinde yoğunlaştırmıştır. Modern Türk edebiyatı hakkında dikkate değer görüşlerinin yanında halk edebiyatı ve klasik Türk edebiyatı alanında da kimi zaman ilgi çekici fikirler ileri sürmüştür. Mevlana, Necatî, Fuzulî, Bakî, Itrî, Şeyh Galip ve Nedim gibi sanatkârları ele almış, bu sanatkârlar hakkında görüş bildirmiştir. Türk edebiyatını bütünlüğü içerisinde değerlendirme arzusunda olan Tanpınar’ın sanatkâr kimliği ve şiir sanatı hakkında görüş getirmeye çalıştığı sanatkârlardan biri de Yunus Emre’dir. O, Yunus Emre’yi kolektif bilincin inşacısı, millî birliğin kurucularından biri olarak görür. Çoğu kez Yunus Emre’yi yaşadığı çağın şartları içinde değerlendirmek yerine modern dönemin verileriyle ve ihtiyaçlarıyla değerlendirir. Bu yazıda Tanpınar’ın Yunus Emre yorumuna eleştirel bir okumayla yaklaşılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Yunus Emre, Ahmet Hamdi Tanpınar, yorum, öznel eleştiri.

TÜRK ROMANINDA YABANCILAŞMANIN EŞİĞİNDE
BENZER İKİ ROMAN YA DA “SOKAKTAKİ ‘AYLAK’ ADAM”

Recai Özcan

Bu yazıda, Attila İlhan’ın Sokaktaki Adam adlı romanı ile Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam adlı romanı arasında dikkat çekici benzerlikler üzerinde durulmaktadır. Attila İlhan, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam adlı romanını, kendi romanı Sokaktaki Adam’ın türevi olarak niteler. Roman değerlendirmelerinin birçoğu Türk romanında “ilk kentli birey”in Yusuf Atılgan’la kendisini gösterdiği konusuna odaklanmaktadır. Bu yaklaşım bizi, Atilla İlhan’ın Sokaktaki Adam adlı romanı ile Aylak Adam arasındaki benzer unsurların neler olduğunu göstermeye yöneltmiştir. Yusuf Atılgan’ın Attila İlhan’dan etkilendiği ya da etkilenmediği konusunda bir ifadesine rastlanmamıştır. Bununla birlikte kendi romanından önce yayımlanan Sokaktaki Adam’da okurun aşina olduğu, itibarî birçok unsuru Aylak Adam’da adeta yeniden ele alan Yusuf Atılgan, bu yaklaşımını kendi romanları arasında da sürdürmüştür. Yazıda belirttiğimiz gibi, Yusuf Atılgan’ın bu özelliği, yazarın metinler arasılık konusunda bilinçli bir gayreti olduğunu düşündürmektedir.
Anahtar Kelimeler: Türk romanı, yabancılaşma, Yusuf Atılgan, Aylak Adam, Attila İlhan, Sokaktaki Adam.

MEMDUH ŞEVKET ESENDAL’IN
AZERBAYCAN HATIRATINDAN BİR BÖLÜM:
“TENKİT VE TEBLİĞ TİYATROSU”

Latif Taşdemir – Yavuz Akpınar

Edebiyatımızda daha çok hikâye yazarı olarak bilinen Memduh Şevket Esendal (29 Mart 1883-16 Mayıs 1952), Millî Mücadele yıllarında Ankara Hükümeti’nin ilk dış temsilciliğinin açıldığı Bakû’da 1920 yılının Ağustos ayından başlayıp, 1924 yılının Mayıs ayına kadar 4 yıl süre ile görev yapmış, Türkiye ile Azerbaycan arasında manevî köprüler kuran, ilk diplomatlarımızdan biri olmuştur.
Kazım Karabekir Paşa’nın, Bakû’ya bir elçi gönderilmesini teklif etmesinden sonra Mustafa Kemal Paşa, Memduh Şevket Esendal’ın gönderilmesini uygun görmüştür. Bolşevikler iktidarda olduğu için Bakû’ya gönderilecek temsilcinin aristokrat olmamasına dikkat edilmiştir. Bu temsilci, o sıralarda dünya ihtilali hayali peşinde koşan Bolşevik kadrolarıyla başa çıkabilecek kapasitede biri olmalı; Kafkaslarda ve Rusya içlerinde I. Dünya Savaşı’ndan kalma Türk esirlerin Anadolu’ya getirilmesini sağlamalı; Sovyetlerden temin edilecek silah ve cephane nakliyatını iyi bir şekilde organize edebilmeliydi

İSMAİL GASPIRALI’NIN NEŞREDİLEN İKİ ESERİ HAKKINDA

Yavuz Akpınar

Birinci tom, Neşre hazırlayan: İsmail Kerim, Simferopol, Kırımdevok’uvpedneşir, 2001, 396+2 s.
İsmail Gaspıralı, Molla Abbas’ın Avrupa Maceraları, Sadeleştirenler: Ercüment Dursun, Ercan Sakarya, İstanbul, Da Yayıncılık, 2002, 152 s.
Sovyetler Birliği, Gorbaçov döneminde siyasî baskısını gevşetince, Türk boyları arasında komünist dönem öncesi siyasî ve kültürel hayata dair araştırmalar başladı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ise bu iş iyice hızlandı ve genişledi. Böylece Türk boylarının siyasî, kültürel hayatında çok önemli bir yeri olan İsmail Gaspıralı hakkında da yeni yeni araştırmalar yapıldı, eserleri yeniden neşredildi.

YENİLEŞME DEVRİ TÜRK EDEBİYATINDAN ÇİZGİLER

Şerife Çağın

Nazım Hikmet Polat, Yenileşme Devri Türk
Edebiyatından Çizgiler, Kurgan Edebiyat, Ankara
2012, 496 s.
Şahabettin Süleyman, Şerafettin Mağmuni,
Rübâb Mecmuası, Mütevellizade Ömer İhyâ,
Şeref Gürbüz, Tarsusîzade Münif üzerine kitapları
bulunan Nazım Hikmet Polat, Yenileşme
Devri Türk Edebiyatından Çizgiler kitabında,
daha önce çeşitli dergilerde yayımlanan yazılarını
bir araya getirmiştir. Bu yazılar şiir, hikâye
ve roman, edebiyat tarihçiliği, son olarak da
eleştiri konulu dört bölümden oluşmaktadır.

İRONİNİN RETORİĞİ

Bahar Dervişcemaloğlu

Wayne C. Booth, A Rhetoric of Irony, University of Chicago Press, 1974, 312 s.
Dünyaca ünlü Amerikalı edebiyat eleştirmeni Wayne C. Booth’un ilk baskısı 1974 yılında Chicago Üniversitesi Yayınları tarafından yapılan ve 1975 yılında yine aynı yayınevi tarafından ciltsiz olarak tekrar basılan A Rhetoric of Irony (İroninin Retoriği) başlıklı çalışması,1 “ironi” kavramı üzerine yazılmış en önemli monografilerden biri sayılmaktadır.

Yorum Kapalıdır.