8. Sayı

8. Sayı

Ekim 2013

ŞİİRLE BAŞLAYAN HAYAT:
CENGİZ DAĞCI’NIN ŞİİRLERİ ÜZERİNE
BİR DEĞERLENDİRME

Salim Çonoğlu

     Çağdaş Türk Dünyası Edebiyatları’nın önemli yazarlarından biri olan Cengiz Dağcı’nın edebiyata olan ilgisi şiirle başlamıştır. Şairlik tarafı pek çok kişi tarafından bilinmese de, şiirleri, roman ve hikâyeleri kadar başarılıdır. Cengiz Dağcı’nın 1936-1946 yılları arasında kaleme aldığı şiirler, hem Kırım Edebiyatı’na hem de Dağcı’nın edebiyatçı kişiliğinin şekillenmesine katkı sağlamıştır. Bu makalede de, Cengiz Dağcı’nın gerek Kırım’da gerekse Kırım’dan ayrıldıktan sonra yayımladığı şiirleri, delicesine bir tutkuyla bağlandığı ve doğduğu yer olan vatan toprağı Kırım bağlamında değerlendirilmeye çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Çağdaş Türk Dünyası Edebiyatları, Cengiz Dağcı, Cengiz Dağcı’nın şiirleri, Kırım, Kırım Edebiyatı.

AHMET MİTHAT’IN “ÇİNGENE” ADLI ROMANINDA
ÖTEKİNE DUYULAN ARZU ÜZERİNE BİR İNCELEME

Caner Solak

    Bir Çingene kızına âşık olan varlıklı gencin hikâyesinin anlatıldığı Ahmet Mithat’ın Çingene adlı romanında, toplumsal öteki olarak konumlandırılmış bir etnik topluluğun üyesi olan güzel kızın, bir konak hanımefendisi olma yolunda yaşadığı dönüşüm önemli yer tutmaktadır. Bu incelemede öteki üzerinde gerçekleştirilen dönüştürümler âşık gencin psikolojisinden yola çıkılarak anlamlandırılmaya çalışılacaktır. Böylelikle ötekine duyulan arzunun kaynağı araştırılacaktır. Ahmet Mithat, geleneksel roman anlayışına uygun kaleme aldığı bu eserde kahramanlarının eylemlerine neden olan sebepleri insan psikolojisini göz ardı etmeden kurgulamıştır.
Anahtar Kelimeler: Ahmet Mithat, Çingene, Öteki, Üçgen Arzu, Oedipus (Ödipus) Kompleksi.

ANADOLU’YA TANTUNA GİDEN BİR KİRPİ:
REFİK HALİT KARAY

Meral Demiryürek

   İttihat ve Terakki yönetimine muhalif yazılarından dolayı 1913 yılında Anadolu’ya gönderilen Refik Halit Karay, sırasıyla Sinop, Çorum, Ankara ve Bilecik’te menfa hayatı yaşamaya mahkûm edilir. Beş yıl boyunca sürekli yer değiştirerek Anadolu’yu dolaşır. Böylece genç ve şehirli bir yazar olarak Anadolu insanını ve coğrafyasını tanıma; yaşayışını, hayat şartlarını gözlemleme imkânı bulur. İleriki yıllarda onun edebî hayatını köklü bir biçimde etkileyecek olan bu zorunlu ikamet durumu Memleket Hikâyeleri’nin ve bazı sohbet yazılarının da yazılmasına vesile olur. Ayrıca yazar bu yıllarına dair izlenim ve anılarına Minelbab İlelmihrab ile Bir Ömür Boyunca adlı anı kitaplarında yer verir. Bu çalışmada yazarın genelde Anadolu’ya özelde ise sözü edilen sürgün yerlerine dair izlenimleri anı, mizah ve hikâye türündeki yazılarından hareketle tespit edilecektir.
Anahtar Kelimeler: Refik Halit Karay, Anadolu, Sinop, Çorum, Ankara, Bilecik, sürgün.

MÜTAREKE DÖNEMİ DERGİLERİNDEN
“ŞAİR NEDİM”

Hamdi Gültekin

     Şair Nedim dergisi, Mütareke Dönemi’nde 16 Ocak 1919 ile 5 Haziran 1919 tarihleri arasında haftalık edebi bir mecmua olarak on sekiz sayı yayımlanmıştır. Halid Fahri, derginin çıkarılmasına babası Mehmed Fahri ile birlikte öncülük etmiş ve Şair Nedim’in edebi müdürlüğünü üstlenmiştir. Tarihimizin bu zorlu döneminde “sanatın mukaddes ve şifakâr” sesini duyurmak iddiasıyla ortaya çıkan Şair Nedim, dönemin birçok önemli kaleminin de yer aldığı zengin bir yazar kadrosuna sahiptir. Kısa yayın hayatına rağmen başta şiir olmak üzere ihtiva ettiği edebî türler ve o dönemin edebiyat dünyasında başta “hece-aruz” olmak üzere tartışılan birçok önemli konu yer alır. Edebiyatın dışında, Mütareke Dönemi’nin yansımaları ve sosyal içerikli yazıları ile zengin bir içeriğe sahiptir. Bu çalışmamızda Şair Nedim mecmuasını yayın serüveni, şekil özellikleri ve muhteva açısından incelemeye çalıştık.
Anahtar Kelimeler: Şair Nedim, Halid Fahri, hece-aruz, şiir.

DENEYİMİN HÜZÜNLÜ AĞITI:
TEVFİK FİKRET ŞİİRİ

Eylem Saltık

“Ben ekseriyetle şiirlerimi –eğer o yazdığım mevzun şeylere bu namı vermek caizse– böyle dilimin ucuna geliveren bir mısraya başlar; sonra görürüm ki bu, kaç gündür beynimi yiyen bir mülâhazanın kalbime eza veren hissin, nefsimi yoran bir mücadelenin, hâsılı dûş-ı tahammülüme ağır gelen bir bâr-ı te’essürün tazyikiyle sadır olmuş bir nevha-i âvâredir.”1
Şiir sanatını “toplum içerisinde mutlu bir şekilde aykırı olma, normalde yasaklı olan arzuları bilinir kılma”2 olarak tanımlayan Adam Phillips’e göre, bilinir kılma arzusu aslında şairin “dış dünyanın kıtlığından, üstbenin tahribatlarından ve idin açgözlülüğünden kurtulma çabası”dır.3 Phillips, şairin tüm bunlardan “paçasını kurtarabilen” ve “toplum içinde aykırı tavırlarıyla mutlu olabilen” bir kişi olduğunu düşünür. Dış dünyanın tahribatlarıyla mücadele halinde olan Tevfik Fikret, zihnini aktif olarak kullanmış, bunun sonucunda zihninde oluşan dalgalanmaları “nazlı, asabi çocuk”4 olarak nitelendirdiği kalemine rağmen bilinir kılmaya çalışmıştır.

TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ROMANINDA
KAFKASYALI KÖLELER

Sabahattin Çağın

     Tanzimat Edebiyatı romanı temaları bakımından edebiyatımıza birçok yenilik getirmiştir. Bunlardan en önemli iki tanesi kadın eğitimi ve esaret temalarıdır. Tanzimat romanında esaret temi daha çok kadınların çevresinde gelişmiştir. Osmanlı devletinde kölelik kurumu Batı’daki uygulamalardan farklı bir nitelik göstermektedir. Batı’da olduğu gibi kölelik ölünceye kadar değil, evleninceye kadar sürmekte, evlenen köle hürriyetine kavuşmaktadır. Dolayısıyla bu kölenin çocukları da hür olarak dünyaya gelmektedirler. Köleliğin Osmanlı devletindeki bu özelliğinden dolayı yazarlar bu meseleye farklı şekillerde yaklaşmışlardır. Kimileri köleliğe şiddetle karşı çıkarlarken, bazıları da köleliğin olumlu yönlerini de öne çıkarmışlardır.
Anahtar Kelimeler: Tanzimat romanı, kadın eğitimi, esaret.

“YEDİÇINAR YAYLASI” ROMANINDA
MEKÂN POETİKASINA DÖNÜK BİR DENEME

Mehmet Emin Uludağ

     Romanların ana unsurlarının tasvir ve tanımlanma şekilleri yazarların hem ait oldukları dönemleri hem de kimlik ve psikolojilerini yansıtır. Tarihin ve Osmanlı Devleti’nin üzerinde derin etkiler bıraktığı Kemal Tahir’in romanlarında bu yansıma çok rahat görülebilir.
Yazar uzun bir müddet hapiste yatar. Bu durum yazarın psikolojisini olumsuz etkiler. Bu olumsuz etkiler romanlarına yansır. Bu yansımanın en belirgin görüngüsü yazarın tasarladığı mekânlarda belirir. Yazarın Yediçınar Yaylası romanındaki mekânlarda bu durum açıkça görülebilir.
Bu çalışma, Yediçınar Yaylası romanındaki mekânları Kemal Tahir’in tasvir ve tanımlama becerisinden hareketle mekân poetikasını ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kemal Tahir, Yediçınar Yaylası, roman, mekân.

NÂZIM HİKMET HAKKINDA
İKİ BELGE

Ömer Özcan

Nâzım Hikmet hakkında arşivimizde bulunan iki resmi yazının muhtevası Türk solunun tarihi açısından önemlidir. Devlet yönetiminde gerektiğinde demokratik olmayan usullere baş vurulduğundan dolayı günümüzde sık sık eleştiri oklarına hedef olan tek parti dönemi uygulamasına, hem metot hem de muhteva bakımından örnek olan bu iki belgenin önemli olduğunu düşünüyoruz.
Genç cumhuriyeti yönetenler, Avrupalı emperyalist devletlerin maşası Yunanistan’la yapılan İstiklâl Savaşı sırasında büyük desteğini gördükleri Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler içinde olmaya özen göstermişlerdir. Hem bu ilişkiler hem yeraltı faaliyeti yürütmekte olan Türkiye Komünist Partisi’nin az sayıda hücre ve elemana sahip olması hem de işçi tabakasının yetersizliği gibi sebeplerle mevcut kanunlarda komünizm suçuna karşı verilecek cezalar caydırıcı olmaktan uzak tutulmuştu.

SEMA UĞURCAN’IN MAKALELERİ ÜZERİNE

Hazel Melek Akdik

Prof. Dr. Sema Uğurcan, Edebiyatımız I/II adlı iki ciltlik çalışmasında, Türk edebiyatı alanında bugüne kadar yaptığı incelemeleri bir araya getirerek okura sunuyor. Yaklaşık otuz senelik bir emeğin ve birikimin ürünü olan bu çalışma, edebiyat tarihi, eleştiri, kadın yazarlar, Batılılaşma gibi konuların yanı sıra, modern Türk edebiyatında kurucu rolü olan yazarlarımız ve eserleri üzerine yapılmış değerlendirmelerden oluşmaktadır.
Sema Uğurcan, bugüne kadar yazdığı makaleleri içeriklerine göre tasnif ederek belli bir plan çerçevesinde sıralamayı tercih etmiştir. Böylece, “Edebiyat Tarih İlişkisi” ve “Yazarlar, Meseleler” başlıkları altında iki ciltlik bir çalışma ortaya çıkmıştır.

TÜRK ROMANINDA YAZAR VE BAŞKALAŞIM

Pürlen Kaleli

(Jale Parla, Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım, İletişim Yayınları, İstanbul, 2012, 288 s.)
“Zihnim şimdi beni yeni bedenlere
dönüşmüş biçimleri anlatmaya çağırıyor.”
Ovidius
Jale Parla’nın “Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım” romanını incelerken kendisinin de kitabına seçtiği epigrafla başlamayı uygun buldum. Çünkü kitap bu cümlede söylenenin peşine düşmektedir. Bu yazıda da Türk edebiyatında başkalaşım, değişim, dönüşüm gibi kavramlara Jale Parla’nın bakışını inceleyerek kitabı tanıtmaya çalışcağız.
Beş bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Jale Parla kitabını üzerine inşa ettiği teorik çerçeveyi oluşturuyor ve bölümlerin ana hatlarını çiziyor. Yazar önce Türk roman geleneğinde yazar figürasyonuna toplumsal yaşam içerisinde biçilen rolü ve ona biçilen rolün kabına sığamayışını anlatıyor.

1839-1928 YILLARI ARASINDA BASILMIŞ
TÜRKÇE ŞİİR KİTAPLARI BİBLİYOGRAFYASI

Güneş Yavrı

(Doç. Dr. Selçuk Çıkla-Gaye Belkız Yeter, 1839-1928 Yılları Arasında BasılmışTürkçe Şiir Kitapları Bibliyografyası, Kurgan Edebiyat
Yayınları, Ankara 2013, 173 s.)
Şiir, millî kültür ve edebiyatın en önemli ögelerinden
biridir. Dolayısıyla şiir metinlerinin
incelenmesi edebiyat sosyolojisi, kültür ve dil
araştırmaları bakımından büyük önem arz etmektedir.
Ancak bugüne kadar, varlığından haberdar
olduklarımız bir yana, isimlerini duymadığımız
şairler ve onların eserleri çeşitli makale, kitap ya
da kataloglarda dağınık olarak karşımıza çıkmakta
ve bunlara bir bütün olarak ulaşılamamaktaydı.
Bu bağlamda, Doç. Dr. Selçuk Çıkla ve Gaye
Belkız Yeter tarafından hazırlanan 1839-1928
Yılları Arasında Basılmış Türkçe Şiir Kitapları
Bibliyografyası adlı eser, Yeni Türk Edebiyatı
sahasında belli bir dönem için bu eksikliği gidermesi
açısından dikkat çekmektedir.

Yorum Kapalıdır.